erdemarslan

creator, designer, owner and so more..

yaşam yine..

yaşam karanlık ile başlıyor bir çukurda.

ne anlarsan anla bu satırda sen.

bir uzun distopya yaratıyor, yaşıyor ve yaşatıyoruz; ne kadar tuhaftır..

elveda bile diyemiyorken, sırtımızı dönüp gitmenin verdiği o huşu..

sahte amına koyayım, herşey sahte. kendimize bile asil yalanlar..

sen bak kendine yine de, zor biliyorum kabul etmesi insanın kendisini.

bir o kadar da gereksizdir.

nedeni biliyorsun basit, olması gereken ile olan arasında bir seçim yapman gerekirse sen yine de, olacak olandan kaçardın..

yaşam yine karanlık ile bitiyor bir çukurda.

anlama birşey bu satırlada.

sana hikaye anlatmayacağım, çünkü onlar benim beynimin içinde kopan fırtınalar ve ancak ben anlayabilirim sadece..

toysun demiyorum, farklıyız diyorum.

ve ben de, yalancı.

sana değil, kendime.

kendimi kandırır dururum.

stabilize olmak, normalleşmek, asla ait olamayacağına, zorla adapte olmak.

yaşam bir karanlıktır, kendi çukurunda.

ışığını bulana ne keder!

bilmektir, lanetin kendisi şu hayatta.

bilebilmek sanma..

bak yine pesimistim yazılarımda.

çünkü baktığında, yaşam da öyle.

öyle ya gerçek karanlıkta, sisler ardındadır.

öyle olsa bile yine de oradadır.

dipnotlar

Parçalanmış yüreklerin kucağında dünyaya doğduk biz.

Fırat ve Dicle gibi aynı yolda, ayrı yürüdük.

Mesela, en’lerimiz olmadı bizim.

Bu yüzden aile nedir, nasıl kucaklanır bilmedik.

Kaybolduğumuzda pusulaya bakıp yön bulmak aklımıza gelmedi hiç.

Çünkü kabul etmedik kayboluşu.

Ve çünkü dünya bizim evimizdi.

Merhamet neydi,

  aşkın rengi nasıldır,

    bağlılık neye benzer,

      pek bir fikrimiz olmadı.

Fakat kendi kendimize,

  küçük küçük,

    acıyarak deneyledik..

Belki isimleri farklıydı ama niyetleri aynıydı!

Kavuşamadık adam gibi..

Netekim kavuşmanın lezzetini almadık, damağımızda ki acı ayrılığın yakıcılığından..

Ve, belki sevmeyi bilemedik..

Başka dillerde, başka türlüsünden sevdik.

Yahut adam gibi, yahut kadın gibi..

Parçalanmış bir yürek koydu bizi dünyaya. 

Parçaları bir bütün zannettik, acıyı adam zannettik; saygı duyduk!

Ve belki ölümü de sevdik.

  Kendimiz karar verelim bari buna dedik.

…sen erkek adamsın
gülümsemenin ardında
gizlice kanayansın…

— Seyyal TANER

..
ben bir,
acı koleksiyoncusuyum
acılar biriktirdim
yıllarca, yıllardır
acılar biriktiriyorum

herkesin bir işi
olurmuş ya dünyada
benim de bu düşmüş
payıma
biliyorum..

— Ahmet ASLAN

ne kadınlar sevdim zaten yoktular
yağmur giyerlerdi sonbaharla bir
azıcık okşasam sanki çocuktular
bıraksam korkudan gözleri sislenir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

hayır sanmayın ki beni unuttular
hâlâ arasıra mektupları gelir
gerçek değildiler birer umuttular
eski bir şarkı belki bir şiir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

yalnızlıklarımda elimden tuttular
uzak fısıltıları içimi ürpertir
sanki gökyüzünde bir buluttular
nereye kayboldular şimdi kimbilir
ne kadınlar sevdim zaten yoktular
böyle bir sevmek görülmemiştir

— Attila İLHAN

başka hayatlardı mesuliyetim. başka kaprislerden gem aldım. ne söyleyebildim yüreğimi, ne de inandım hayale. amaç lazım insana, hem de büyük bir amaç..

aşkın diğer yüzü karanlıktır. kavga, düşmanlık, bağırışlar, çığlıklar ve ölüm dahi buna dahildir. bu aşkın diğer yüzüdür. senin istediğin bir şey değildir. bunu böyle anlamalısın.. sipariş edemezsin, beklentiye giremezsin, koşul öne süremezsin. doğaçlamadır, kendiliğinden gelişir ve herşeyi barındırır. böyle kabul edemezsen, aşık olamazsın. dirayetsiz, bencil bir pislikten başka birşey olamazsın. o halde siktir olup gitmelisindir.

üşürüm sensiz. nedeni sıcak tenin değildi anla..

— yürek..

Aslında, zaten kendinden şüphe etmekle başlıyor delirmek bir nevi..

Kimim ben?
Tam olarak neyi ifade ediyorum?
Neden..

Tüm yargılarımızın oluşturduğu kaos, bu kaosun içinden gelen paradokslar. Tüm bu anlamsız döngülerden ileri geliyor hayat görüşümüz sanki.
Basit kimlik bunalımı olmasa gerek? Halbuki kimlik nedir ki? Neye göre kimiz? Kime göre neyiz? Hatta kimiz?

Ardımızda inandığımız tüm anların birer kopyasını bırakarak ölüme yavaş adımlarla yürümek mi hayat? Yoksa tüm gerçekliklerden sıyrılıp, bildiğimizi sandığımız kendi doğrularımızla mı yürümektir ölümsüzlüğe?

Bir de bilinç ve ötesinin gerçekliği var. Mutlak gerçek nedir diye sormuştu bir dostum..
Doğum, yaşam ve ölüm demiştim.. Ha bir de haz.

Atmosfere aktardığım her kelime bulutunu düşünmüyorum belki, ama şüphe ediyorum onlardan..

Tipik isyan..
Unut gitsin.
Aslında, zaten kendinden şüphe etmekle başlıyor delirmek bir nevi..

Fixed. theme by Andrew McCarthy